facebook twitter

Yüksek binaların sosyal çevreye etkileri

18.08.2018

Endüstri devriminin ardından kent dokusunda iş ve yaşam alanları birbirinden ayrı konumlanmaya başlamıştır ve bu ayrışma kentin sosyal yapısını çeşitli biçimlerde etkilemiştir.

Yüksek yapıların çevrelerine yaptıkları etkinin dengelenmesi yapısal, iklimsel, davranışsal, kültürel ve kaynak düzenleyici davranışlarıyla mümkündür. Bu temel işlevler olmadan yüksek binanın çevresiyle doğru ilişkiler kurmasından söz edilemez. Yüksek binaların fiziksel ve sosyal çevreyi etkileyen bu özelliklerinin olumlu sonuç vermesi yerleşim kararlarının planlı ve bilinçli bir şekilde alınması ile doğru orantılıdır.

Yapılan araştırmalar, yüksek binaların yoğun yerleşme alanlarında alan kazandırması, yeşil alanların korunması ve toplumun birçok ihtiyacına karşılık vermesinin yanında birtakım sosyal ve psikolojik sorunları da beraberinde getirdiğini ortaya koymuştur.

Yüksek Binaların Psikolojik Etkileri

Kent merkezlerindeki aşırı yoğunluğun ve kalabalığın, insanlar arasındaki iletişimin zayıflamasına, insanların birbirlerine olan güven duygusunun azalmasına ve sosyal yapının zedelenmesine sebep olduğu saptanmıştır. Genel olarak yüksek binaların çok olduğu yerleşim bölgelerinde şiddete ve suça yönelik davranış bozukluklarına daha sık rastlandığı gözlemlenmiştir. İnsanın en temel güdüsü olan güvenlik hissinin zedelendiği, toplum düzeninin bozulduğu dolayısıyla yaşam kalitesinin düştüğü anlaşılmıştır.

Genel olarak büro işlevli yüksek binaların birarada toplanması ve bu bölgelerin iş saatleri dışında ıssızlaşması sonucu yüksek bina ve çevresinde oluşturduğu mekanların denetim yetersizliğinden kaynaklanan olaylar insan güvenliğini tehdit eder hale gelmeye başlamıştır. Şiddet ve soygun gibi toplumsal suç eylemelerinin bina yükseklikleri ile olan bağlantısı incelenmiş ve bu tarz olayların yüksek binalarda kişi sayısına göre oranı oldukça fazla olduğu ortaya konmuştur. Bu aşamada tasarımcıya; kişilerde davranış bozukluklarına sebep olmayacak düzeyde yoğunluk limitinin saptanması, kişisel mahremiyetin korunması ve sosyal ilişkilerin kurulması, bu yönde meydana gelebilecek olasılıkların hesaplanarak planlama ve tasarım düzeyinde gerekli önlemlerin alınması gibi önemli görevler düşmektedir. Gerektiğinde psikolog, sosyolog ve yerel yönetim yetkilileri ile ortak bir ekip çalışması yaparak doğabilecek sonuçların hesaplanması uygun olacaktır.

Gökdelenlerin sebep olduğu sosyal problemlerin çözümü için iş saatleri dışında boşalan tek işlevli ofis binaları yerine karma geliştirme projeleri tercih edilmelidir. Rekreasyon alanları, kültür ve spor tesisleri, sosyal konutlar gibi büyük rant geliri sunmayan birtakım işlevlerin bu tür binalarda birarada uygulanması ve kamusal mekanlarla ilişkilendirilmesi durumunda yapının çevresine olumlu katkılar sunması sağlanabilmektedir.

Kullanıcılarının tepki ve tercihlerini belirleyen mahremiyet, kişisel mekan, egemenlik sınırı, görsel tatmin gibi sosyo-kültürel ve psikolojik veriler; yüksek binalarda, bilhassa yüksek bina guruplarının oluşturduğu toplu konut alanlarında planlama düzeyinde göz önünde bulundurulmalıdır.

Yüksek Binaların Ekonomik Etkileri

Kentleşme başlı başına ekonomiye dayanan bir olgu olduğundan, yüksek yapı kararı mikro ölçekte bina ve çevresinin ekonomisini, makro ölçekte ülke ekonomisini etkilemektedir. Sürekli azalan ve üretilemez bir kaynak olması kent toprağının değerini sürekli artırmaktadır. Yeni bir fonksiyon, yapı izni, ulaşılabilirlik oranlarının artması gibi çeşitli imkânlar yüksek binanın uygulanacağı arazinin daha çok tercih edilmesine ve fiyatlarının artmasına sebep olmaktadır.

Yüksek binaların üretim ekonomisi, pek çok araştırmayı, işbirliğini ve uzmanlık alanını gerektirdiğinden yüksek maliyetlidir. Tasarım ve uygulama aşamasının sağlıklı bir biçimde yürüyebilmesi, herhangi bir finansal problemle karşılaşılmaması üretimin mükemmelliğinde önemlidir. Bu açıdan henüz karar verme aşamasındayken, yapımı planlanan gökdelenin finansal boyutları ve sonuçları uzmanlarca iyi hesaplanmalıdır. Araştırmaların yalnızca bina düzeyinde kalmaması, ülke ekonomisini, ekonomik politikaları, arz talep dengesini kapsayan her türlü somut verinin ve ihtiyacın belirlenmesinin gerekliliği göz önünde bulundurulmalıdır.


:

:

Demiryolu köprüleri tasarım olarak karayolu köprülerine benz...

Bir zemin kütlesinin statik kayma gerilmesinin, sıvılaş...

Nano ölçek kavramı boyutları 1-100 nm (1nm=10...

Günümüzde, enerji ihtiyacı ve enerji kaynaklarının kullan...

Yüksek yapı elemanlarını Kolon, Perde, Kiriş, Döşe...