22
May
facebook twitter

Temel Yapı Tasarım İlkeleri

Temel yapı tasarımı, estetik, ekonomi ve emniyet değerleri göz önüne alınarak, belli bir kullanım ömrü için tasarlanarak yapılır. Tasarlanan bu yapılar ancak kullanım ömürleri müddetince bu üç özelliği tam olarak yansıtırlar. Söz gelimi çok katlı bir binayı düşündüğümüzde, çeşitli etkilere maruz kalarak zaman içerisinde dış yüzeyinde kopmalar, aşınmalar veya yüzey renklerinde solmalar olması estetikliğini kaybetmesine misal olarak gösterilebilir.

Sıvalarda, döşemelerde veya duvarlarında zaman içerisinde çeşitli etmenler bağlı olarak bozulmalarda olabilir. İşte bu bozulmaları önlemek için belli zamanlarda düzeltmeler yapılarak geçici çözümlerle sonuca gidilmeye çalışılır.

İşte binadan istenen bu verimler düştükçe yapılan her iyileştirme çalışmasının maddi bir külfeti olacaktır.

Bir yapının ekonomik olması ucuza mal olmasından ziyade uzun ve bakım gerektirmemesine bağlıdır. Zira yapıda bir bölüm yerine yenisinin yapılması, ilk halde yapımından daha külfetlidir. Yapılarda istenen üçüncü özellik olan emniyet, bir mühendis gözü ile bakıldığında şüphesiz ki en önemli özelliktir. İstenen değerde olmasına büyük önem verilir. Fakat bu özellikte de zamanla azalma görülebilir.

Yapının atlattığı her deprem yapıda azda olsa bir hasar birikimine neden olur. Bu hasarların birikmesi ile de mevcut taşıma gücü aşama aşama azalmaya başlar.

Emniyete olumsuz yönde etki eden en önemli etmen depremdir. Ancak bu olumsuzlukların bazıları da yapıyı kullanan kişiler tarafından da suni olarak oluşturulabilir. Yapının taşıması istenen yük şartların değişmesi ile artabilir. Bu durumda yapı hesaplanandan daha fazla yüklere maruz kalıp, taşıma sınıra yaklaşır yahut aşar. Buda yapının güvenlik payının azaldığı ifade eder.

Yapı güvenliği, yapı içerisinde bulunan canlı ve cansız varlıkların emniyeti sağladığından her zaman dikkat edilmesi gereken bir husustur.

Yapı dayanımı düştükçe, eski dayanımı sağlayıcı yahut arttırıcı tedbirler alınmalıdır. Bunlar temelde, onarım ve güçlendirme olmak üzere ikiye ayrılır. Onarım tasarlanan dayanımın düşmesi durumunda, dayanımı tekrar tasarlanan seviyeye çekme için yapılan uygulamalardır. Güçlendirme ise tasarlanan dayanımdan daha üst bir seviyede bir dayanım oluşturmayı amaçlar. İhtiyaç duyulması halinde bu iki tedbir, biran önce ve titizlikle uygulanmalıdır. Zira bu iki uygulamanın başarısı ancak deprem gibi yahut aşırı yükleme gibi gerçek bir etki ile ölçülür. Böyle bir durumda geri dönüşümü olmayan sonuçlar doğurmaması için seçilen çalışmaların mevcut yapıya etkileri iyi bilinmeli ve birleşim şartlarına uyulmalı ve takviye hesapları dikkatle yapılmalıdır.


:

:

Betondan beklenen en kritik etken, yapı kullanım am...

Betonun üretimi, taşınması ve yerleştirilmesi esnasındaki hom...

Viskozite, moleküller arasındaki sürtünmeden dolayı akışkan malz...

Merdivenler farklı yükseklikteki yapı bölümleri arasında kişilerin...

Dayanım kaybetmeden şekil değiştirebilme yeteneğine süneklik denir....